Kovid Geçiren Doktorlarımız Anadolu Ajansına Röportaj Verdi...
26 Ekim 2020


  • 58a1c8d4-4f8f-4f91-996a-22354a6cbab1.jpg
  • 77453e80-f6d1-4e4c-b647-d157d9123def.jpg
  • fa3b4f39-6398-4efb-8b7c-d7c269d37b50.jpg
  • def2c716-e11c-44e4-bcab-0d19e2ff9a6f.jpg
  • 601857fb-e9b4-452d-bfbc-ed802a0b1534.jpg
  • 7c388edf-75f9-4519-9308-92fb1fdbcb09.jpg

       Hastanemiz  hekimlerinden anestezi uzmanı Dr. Oğuz GÜNDOĞDU ve Hematoloji Uzmanı Dr. Ahmet ŞEYHANLI, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tanısıyla yoğun bakımda tedavi edilen hastaların yaşadıklarını, kendilerinin hastalığı nasıl atlattıklarını ve hastalar ile kurdukları bağı Anadolu Ajansı (AA) ile paylaştılar.

   Hastanenin yoğun bakım ünitesinde görev yapan ve 11 Eylül'de "mavi kod" sorumlusu olan Gündoğdu (33), pandemi servisinde kalbi duran bir hastaya müdahale ederken Kovid-19'a yakalandı.
Yoğun geçen tedavi sürecinin ardından görevinin başına dönen Gündoğdu, Kovid-19 ile mücadelede yeniden ön saflarda yerini almaya devam ediyor. Gündoğdu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kalbi duran bir hastaya siperliksiz şekilde müdahale edince anestezi teknikeri arkadaşıyla birlikte Kovid-19'a yakalandığını söyledi. Boğaz ağrısıyla güne uyandığını ve sonrasında terleme ve kas ağrısı şikayetleri yaşadığını anlatan Gündoğdu, ilk verdiği testin negatif çıktığını belirtti. Sonraki testinin pozitif olduğunu dile getiren Gündoğdu, hastalığının dördüncü gününde tat ve koku kaybı yaşamaya başladığını söyledi. Hastalığı şiddetli geçirdiğini ve vücut ağrılarının çok olduğunu belirten Gündoğdu, Kovid-19'u atlatmanın mutluluğunu yaşadığını ifade etti. Vücudundaki yorgunluğun devam ettiğini anlatan Gündoğdu, "Hastalığın üzerinden 1 ay geçti. Kovid-19'dan önceki tempo beni yormuyordu ama şimdi yoruyor. Yoğun bakımlarda yoğun şekilde çalışıyoruz. Yoğun bakımlarda Kovid-19 hastalarını görüyoruz ve onları yaşatmaya çalışıyoruz." dedi. Gündoğdu, mesai arkadaşlarının desteğiyle zorlu süreci atlatmaya çalıştığını dile getirdi.

Yoğun bakımlık Kovid-19 hastalarının bilinçlerinin açık olduğunu vurgulayan Gündoğdu, şunları kaydetti:

"Normalde kandaki oksijen seviyesi bu kadar düşük seyrederken insanların bilinçleri bulanır, uykuya meyilli olur ve tamamen bilinci kapanır ama Kovid-19 yoğun bakım hastalarında en önemli özellik bilinçlerinin açık olması. Tabii bu durum bizi bazen duygusal olarak da etkiliyor. Bilinci açık bir Kovid-19 hastasını entübe etmemek için her şeyi yapıyoruz. Buna rağmen hastanın kanındaki oksijen seviyesi hala yükselmiyorsa hastaları entübe etmek zorunda kalıyoruz. Mayıs ayında 62 yaşında kalp hastalığı olan bir hastamızı resmen konuşa konuşa entübe ettik. Anestezi ilacını vermeden önce aramızda şöyle bir diyalog geçti. Hastaya kendisini birkaç gün uyutacağımızı, cihazla havalandıracağımızı ve akciğerleri iyileşince kendisini uyandıracağımızı söylemiştim. O amca bana ismimi sordu, konuşuyordu ve her şeyin farkındaydı. 'Vereceğin emekler için şimdiden teşekkür ederim doktor Oğuz.' Amcamızın son cümlesi oldu. Bu hastamızı maalesef kaybettik ve bu beni çok etkiledi. O amcamızın son cümlesini unutmadım ve bu tip diyaloglar bizi duygusal olarak etkiliyor."

Bilinci açık hastanın genellikle yoğun bakımdan çıkabildiğini söyleyen Gündoğdu, Kovid-19 hastalarında bu durumun tersi olduğunu vurgulayarak, bunun üzüntüsünü yaşadıklarını belirtti. Maske takmayan ve hijyen kurallarına uymayan insanların kendilerini düşünmüyorlarsa bile birlikte yaşadıkları ailelerini düşünmeleri gerektiğine dikkati çeken Gündoğdu, şöyle devam etti:

"Bana bir şey olmaz, diyen insanlar daha çok genç insanlar. Yoğun bakımlarda artık ilk döneme göre daha genç insanları da görmeye başladık. Genellikle 70-80 yaş üstü yoğun bakımlık olurken bugün 35 yaşında yoğun bakımda yatan hastamız var. Yaş ortalaması yoğun bakımlarda açıkçası ilk baştaki gibi değil. Dolayısıyla gençlerin bu şekildeki yaklaşımını doğru bulmuyorum. İnsanlar maskelerini takmalılar, mesafeye dikkat etmeliler. Hayatını kaybeden doktorlarımız, hemşirelerimiz ve personel arkadaşlarımız var. Tedbirlere uymayarak bu insanları riske atarsak bu insanların görevini yapamaz hale gelmesi sağlık sisteminde çöküntüye neden olacaktır. Kurallara uymayan insanlar bizi de riske sokuyor, yakınlarını da riske sokuyor ve sağlık çalışanlarının görevini yapamaz hale gelmelerine neden oluyor."

Hematoloji uzmanı Dr. Ahmet Şeyhanlı (35) ise diğer meslektaşları gibi pandemide en ön saflarda mücadele ettiklerini söyledi. Şeyhanlı, yoğun çalışma temposu yaşadıkları eylülün 14'ünde Kovid-19'a yakalandığını, özellikle eklem ve baş ağrısı şikayeti yaşadığını ifade etti. Kovid-19'un her kişide farklı seyrettiğini dile getiren Şeyhanlı, "Çok ciddi eklem ve kas ağrıları, 3 gün 3 gece uyutmayacak şekilde baş ağrısıyla atlattım." dedi.

Hastalığın can sıkan tarafının sevdiklerine bulaştırmak olduğunu belirten Şeyhanlı, "Aynı zamanda bir hekim olan ve gebeliği nedeniyle izinli olan eşime de 7 yaşındaki çocuğuma da bulaştırmış oldum. Yani hastalıkta sorun bir iken bir anda yüz veya bin olabiliyor." diye konuştu. Hastalığın genç-yaşlı ayırt etmediğini vurgulayan Şeyhanlı, şöyle devam etti: "Kimlerde hangi klinik tabloyu ortaya çıkartacağı belli olmayan bulaşıcı bir hastalıktan bahsediyoruz. Dolayısıyla bulaşıcı olması nedeniyle alınacak önlemlerin ne kadar önemli olabileceğini herkesin anlamasını isterim. Bulaşıcı hastalık olması hasebiyle bütün insanlara hastalık yapabilme potansiyeline sahip bir durum olduğu çok açık ve net. Biz genciyle orta yaşlısıyla maalesef çok hekim kaybettik hatta hekim adayı intörn doktorumuzu kaybettik. Dolayısıyla bu örnekler dururken 'Ben gencim, bana bir şey olmaz.' gibi bir yaklaşımla hareket etmek son derece yanlış. Sende bir şey olmuyorsa sevdiklerine bir şey yapabilme potansiyeli olması nedeniyle çok çok önemli."ağlık çalışanlarının aldığı onlarca tedbire rağmen hastalığın bulaşma riski olduğuna da dikkati çeken Şeyhanlı, "Hastalandığımda ve hastalığı eşimle çocuğuma bulaştırdığımda vicdanen beni en çok rahatlatan şey, keyfi bir iş sonrası bana bulaştı ihtimalinin hiç olmaması. Yani keyfi olarak bir düğün salonuna gitmedim, arkadaşlarımla herhangi bir ortamda bulunmadım. İşin doğası olarak bize bulaştı, bu vicdan rahatlığı insanı pozitif yönde etkiliyor. Diğer türlü keyif almak amaçlı yapmış olduğum bir hatadan dolayı böyle bir hastalığa yakalansaydım ve sevdiklerime bulaştırsaydım olay çok daha farklı bir boyut kazanabiliyor." değerlendirmesinde bulundu